masal
Çocuk Ve Masal
beynimiz
Beynimiz Nasıl Çalışır?
uzman_destek
Uzman Destek



Text Size

ÇOCUĞUNUZ OKUMUYORSA

Sevgili anneler, babalar...

Çocuğunuz okumuyorsa sebebi aşağıdakilerden bir ya da birkaçı olabilir,

  • Kitap seçimi yanlış olabilir: Kitap seçerken çocuğunuzun ilgi alanlarını, meraklarını, heyecanlarını, dikkatini ve ilgisini göz önünde bulundurun, kapağının güzelliği sizi yanıltmasın. Kitap seçiminde siz öneride bulunun ama kararı çocuğunuz versin.

  • Kitap çocuğunuzun algı seviyesinin üzerinde olabilir: Kelime dağarcığı ne kadar genişse kitapla iletişim de o denli güçlü olacaktır. Bu yüzden çocuğunuzun dağarcığına paralel kitap seçimi yapmalısınız. Bu yönünü geliştirmek için resimli sözlük okutabilirsiniz.

  • Ebeveynin (anne babanın) kitap okumayışı: Çocuklarımızın ilk aldığı örnekler bizleriz. Bizim kitapla bir iletişimimiz yoksa, kitap okumuyorsak, çocuğmuza baskı yapmaya hakkımız yok. Çünkü o bizim aynamız olmuştur.

  • Kitap okumanın ne denli önemli olduğunu kavrayamamış olabilir: Özellikle günümüz çocukları bilgisayar ve internetle iç içeler. Her türlü bilgiye ulaştıklarını düşünüp artık kitap okumanın gereksiz olduğunu düşünüyor olabilirler. Şunu asla unutmayalım "kitabın yeri doldurulamaz". Çünkü kitap bir bütündür ve okuduğunuzda sizde bir iz bırakır, sizde düşünce oluşumu sağlar. Oysa internet çerez gibidir gelir geçer. Sanal kitap okunuyorsa internette o zaman itiraz yok. Sonuçta kitap olması önemli. Ayrıca şunu da söyleyebiliriz. Her kitap bizim dünyamıza giren bir dosttur. Onu yazarıyla severiz, kapağıyla severiz, ona dokunur, en yakınımızda tutar, odamızda baş köşeye oturturuz.

    Devamını oku...

ASIL HEDEF BİLGİYE ULAŞMAK

Bilmek aydınlık, cehalet karanlıktır. İnsanoğlu medeniyet yolunu bilginin ışığıyla ayınlatmıştır. Biz de bilen insana bu yüzden aydın diyoruz. Yani karanlıklarından sıyrılmış ve ait olduğu toplumun önünde giden, bir ufuk sahibi insanı kastediyoruz. Bilgi en kıymetli hazinedir. İnsanoğlu bilgiyi uzun deneyimler sonucu elde eder. Bilim bilgiyi üretir, teknoloji onu ürüne dönüştürür. Mesela bilim suyun kaldırma kuvvetini keşfeder, teknoloji gemiyi yapar. 

Bilgiye sahip milletler bir anlamda medeniyetin şifrelerini de ellerinde taşırlar diyebiliriz. Milletlerin değeri dünya bilimine yaptıklaı katkıyla doğru orantılıdır.

Kitap, bilgiye ulaşmanın  en önemli yoludur. Aynı şekilde bilgiyi yaymanın da en vazgeçilmez aracıdır kitap. Medeniyetleri yıkan barbarlara baktığınızda en önemli hedeflerinden birisinin de kütüphaneler olduğunu görürsünüz. Hülagu Bağdat'ı ele geçirdiğinde Fırat günlerce mürekkep akmıştır. 

Çok okumalıyız. Medeniyetin bilgisini elde etmeli onu işlemeli ve yeni ürünler üretmeliyiz.

Kendini Okur sanma yanılgısı

http://fc00.deviantart.com/fs21/i/2009/144/b/8/Thale_reading_by_Mongibello.jpg

Okuru tanımlayarak başlayalım. Okur: Yılda en az 5 kitap okuyan kişiye denir. 6 ile 11 arası az, 12 ile 20 arası çok kitap okuyan ve 21 den yukarısı ise kitap kurdu basamağında olan okurları ifade eder. Bizim ülke ortalamamız kişi başına yılda bir kitap bile değildir. Bizim gerçeğimiz yılda 6 Türk'e bir kitaptır. Varın hesap edin ne kadar okur olduğumuzu. (Biz böyle kalamayız...)

Devamını oku...

SORUNU DOĞRU TANIMLAMAK

Çözüm üretmek istiyorsak öncelikle sorunu doğru tanımlamamız gerekiyor. Toplumumuzda pek çok kişi okumama sorununun temelinde kitap fiyatlarının yüksekliğinin yattığına inanır. Oysa sorun imkansızlık sorunu değil, bir kültür sorunudur. Milli gelir olarak bizden çok daha geride olan pek çok ülkede kitap okuma nispeti bizden çok daha yüksektir. Ülkemizde sürekli kitap okuyanların oranı binde 13 tür. Bu çok acınacak bir durumdur. Evet sorunun kültürel boyutuna gelecek olursak; hazırcıyız. Başkaları yorulsun biz keyfini sürelim istiyoruz. Bunun en güncel örneklerini teknolojik ürünlerin tüketiminde görebiliriz. Ülkemizdeki cep telefonu kullanıcıları pek çok gelişmiş ülkeyi sollamış durumda. Başkaları üretiyor biz tüketiyoruz. Kas gücümüzle kazandıklarımızı beyin gücüyle üretilmiş ürünlere harcayıp duruyoruz. keşfedemediğimiz maden yeraltı madenleri değil, beynimizdeki madenlerdir. işte okumanın önemi burada kendini daha da hissettiriyor. Bu gücü yeterince kullanamayanlar, beyin gücü hakimlerinin oyuncağı oluyorlar.

Çocuklar Masalsız Büyümemeli

readingMasal ve çocuk birbirine çok yakışan iki kavram. Masal, çocuğun duygu dünyasına hitap eder. Onun hayal gücünü besler, kurgu yeteneğini geliştirir. Masal hepsinden önemlisi çocuğun anadilinin inceliklerini kavratır. Kelime hazinesini zenginleştirir. Kahramanları ve cüceleri tanıtır. İyi, kötü, güzel çirkin vb pek çok kavramı ona kazandırır. Çocuğumuzun hayatının en önemli döneminde ona okuyacağımız masalları da iyi seçmeliyiz. Sadece adı masal olan ve kötü yazılmış kitaplardan uzak durmalıyız. Masallar çocuğun kitaba ilgi duymasını sağladığı için, okuma alışkanlığı kazanmada çok önemli bir istasyondur. Bu istasyonu ihmal edersek okuma trenini kaçırma ihtimalizim de yüksektir. Temel doğru atılırsa binanın inşası da kolay olacaktır. Çocuklarınızı masallardan uzak tutmayın. Onlara masal okuyun.

Kitap Ve Çocuk

cocuk

Çocuklar dünyanın en meraklı yaratıklarıdır. Herşeyi karıştırmak isterler. Keşfetmeye bayılırlar. Onlar için kapalı her kutu açılması gereken bir sırdır. Pek çok anne baba çocuklarının yaramazlık yapmasını istemezler. Aslında çocuklar normal davranmaktadırlar.

Normal davranmayan bizleriz. Yaramazlık yapmayan çocuklardan şüphe duymak lazım. Önemli olan çocuğu engellemek değil, kontrollü bir şekilde merak ve araştırma isteklerini karşılamaktır. Çocuklar oyuncaklarını parçalarlar.

Devamını oku...

TÜRKİYE'DE OKUMANIN PAZARI YOK

“Beyinler paraşüt gibidir açılmadıkça çalışmaz”

Türkiye’de Okumanın Pazarı Yok!

2001 Ekonomik krizi patladığında Ecevit hükümeti IMF’de çalışan Kemal Derviş’i apar topar Amerika’dan Türkiye’ye getirdi ve maliyenin başına geçirdi. Kemal Derviş sihirli formülleri olan bir kurtarıcı gibi karşılandı Atatürk hava limanında. Ancak kısa bir süre sonra Derviş’in Tenis oynama merakı Türk medyasında o kadar çok yer almaya başladı ki onun kişisel kariyerinin önüne geçti. Öyle ki kamuoyu oluşunca Hülya Avşar’la tenis maçı bile düzenlendi. Böylece magazin haberleri etkisini göstermiş ve Türk insanı çocuklarının elinden tutup soluğu tenis kulüplerinde almıştı. Ancak aşırı talep yüzünden kısa bir süre sonra kulüplerin kapasitesi dolmuş ve pek çok çocuk bu nimetten mahrum kalmıştı.

Devamını oku...

Kitap mı Televizyon mu?

Aslında böyle bir soru sadece dikkat çekmek için. Yoksa kitabın yeri ayrı, televizyonun yeri ayrıdır. Bizim sorunumuz ise kitabı ihmal edip televizyona abanmak ve onun başına adeta mıhlanıp kalmak. Ülkemizde kişi başına günlük televizyon izleme süresi 5,5 saat. Bu çok yüksek. Bugünkü haliyle televizyon bir eğlence aracı, kitap  ise bilgi kaynağıdır. Kitaptan almamız gerekeni ancak kitaptan alabiliriz. Televizyon kitabın işlevini yerine getiremez. Görünen o ki televizyon kitap okuma zamanımızı da çalmış durumda. Bu arada internet de bir o kadar etkin olmaya başladı. Televizyon ve internet kol kola girerek bizi kitaptan iyice uzaklaştırdı.

Kitap zihnimizin temel beslenme kaynağıdır. Kitaptan elde edeceğimiz faydayı ne televizyon ne de internet sağlayamaz. Şöyle düşünebilirsiniz. İnternette her şey var. Bu bir yanılgıdır. İnternette gün geçtikçe daha fazla bilgi buluyoruz bu doğru. Burada bir konu daha var ki son zamanların gündemdeki meselesidir. Bilginin güvenilirliği. İnternette sağlıksız bilgiler de yer alıyor. Maksatlı ve kafa karıştırıcı bilgiler de. İleride bu konu daha da önemli olacak. Her kuşun eti yenmez, her bilgiye güvenilmez olacak. Kitap bir bütündür. Bir kurgu çerçevesinde yazılır. Oysa internet metinleri tek başına kitabın yerini tutamaz. E-kitapları ayrı tutuyorum. Zaman ilerledikçe e kitaplar daha da yaygınlık kazanacak. Fakat tam olarak bir kitabın tadını verecek mi ya da veriyor mu derseniz bana vermiyor. Ben kitaba dokunmak, ağırlığını hissetmek, sayfalarını buruşturmak isterim. Onu kendime yakın hissetmek isterim. Bir de şu var ki e kitap okumak sizi bir ortama bağımlı kılıyor, ya da en azından taşınabilir de olsa teknolojik bir desteğe. Oysa kitabın bu tür problemleri yoktur.

En özgür insan kitabıyla birlikte olan insandır. Kitap bütün zincirleri kırar. Hepsinden önemlisi düşüncelerimizdeki zincirleri. iyi okumalar.

Okuma Alışkanlığı üzerine

Kitaplar da insanlar gibidir. Ya seversiniz ya da sevmezsiniz. Şöyle bir karıştırır ve bir not verirsiniz. Bu kitap bana yaramaz dersiniz. Bu tarz bir ölçümleme yaparak o kitaba önyargı beslemek, bazen bizim için zarar da doğurabilir. Çok değerli bir kitabı yanlış değerlendirip kendimizden uzaklaştırabiliriz. Tıpkı yanlış tanıdığımız insanlardan uzak durmamız  gibi. Her insanın kimyası farklıdır. Renkleri ve zevkleri de öyle. Ortak kitapları saymazsak her insanın kitapları da farklıdır. Böyle olması da doğaldır. Önemli olan kendi kitaplarımızı bulabilmek. Bunu yapabilmenin yolu öncelikle kendimizi iyi tanımaktan geçiyor. Biz ne tür kitaplardan hoşlanıyoruz? Meraklarımız neler, ilgilerimiz neler. Amacımız ne ve bu amacımıza bizi götürecek kitaplar hangileri olabilir. işte bunlara birazcık olsun kafa yorarsak bizim için doğru kitapları bulabiliriz. Okutan kitaplar pozitif insanlar gibi parıldar ve hemen farkedilir. Çabucak da duyulup yaygınlaşır. Bu, işin kolay tarafı. Bir de korkutan kitaplar kısmında kalan, ama yararlı olan kitaplar var. Bunların da kıymetlendirilmesi lazım. Peki insanlar kimi kitaplardan neden korkar. Genellikle kalın kitaplar korkutur. Ansiklopedi gibi algılanır. Ben de 600 sayfalık Mobidick'i elime korkarak almıştım. Gözümde büyümüştü kitap. Oysa şunu farkettim. İşin sırrı: Az, ama sürekli olmasında. Ara vermeden günde belirli bir sayfayı okuyarak çabucak bittiğini görüyorsunuz ve okuma çıtanız yükseliyor. İnsan beyni tembelliği seviyor. Çaba gerektiren konularda işi sekteye uğratmak için hemen "zor" kozunu kullanıyor. Biz de yiyoruz. Matematiğin üstesinden gelemeyişimizin ve genelde matematikte zayıf olşumuzun sebebi de bu ön kabul. Zor. Oysa şair diyor ki: "Güzel olan herşey zordur." Aslında zor olan zevkli olandır. İyi bir yorgunluk aynı zamanda iyi bir dinlenme fıırsatı, deliksiz bir uyku demek değil midir? O yapıyorsa ben de yapabilirim ön kabulu "zor"un çözümü olabilir. Kütüphanelerde ve kitapçılarda milyonlarca kitap var. İnsan ömrü ise sınırlı. Hepsini okumak hem imkansız hem gereksiz. Öyleyse diyoruz ki iyi bir okur olabilmek için önce kendimizi okuyalım. Kendimizi konumlandıralım. Biz kimiz ve ne olmak istiyoruz. Sonra da kitaplarımızı arayıp bulalım. Kitaplarınız kitapçılarda ve kütüphanelerde sizinle buluşmayı bekliyorlar. Onları daha fazla bekletmeyin İyi okumalar.

Okumak Yaşamaktır

Okumak, insanoğluna yakışan en güzel eylemdir. İnsan okudukça vardır. Hayatı ilmek, ilmek çözebilmişse insan, sebebi okumaktır. Yazının icadından bu yana  6000 yıl geçmiştir. Yazının zaman içindeki serüveni çok farklılıklar göstermişse de insan hep okur kalmıştır. Ademoğlu çivi yazısını da, hiyeroglif (resim yazı) yazısını da, matbaa yazısını da, internet metinlerini de okumuştur. Okumak, anlamaktır. insanoğlu her çağda zamanı ve şartları anlamak istemiştir. Anlama ve kavrama sancısı onu hep okumaya ve araştırmaya sevk etmiştir. Okumak, hayatın ta kendisidir. Okumak, insanoğlunun kayıtlara geçtiği 6000 yıllık birikimden kopmamaktır. Okumak, geçmişin tecrübelerine sahip çıkmak ve yolu kısaltmaktır. Mağara devri insanının heyecanını uzay çağında bile hissedebilmektir. Okumak, çağ kapatıp, çağ açmak, tarihe anlı şanlı geçmektir. Okumak, dipdiri  dimağları insanlığın faydasına sunmak, karanlıkları aydınlatmak, cehaleti kovmak ve gerçek manada insan olmaktır. Ömür boyu okuma aşkıyla yanıp tutuşan gönüllere selam olsun. Okumanız kutlu olsun…

Kaybolan zamanlarda bir arı olmak ama hangisi?

Kaybolan zamanlarda  bir arı olmak ama hangisi?

Gün 24 saat. Herkese eşit verilen bir kredidir bu. Ancak bu krediyi hepimiz farklı kullanırız. Kimimiz çarçur ederken, kimimiz bal arısı misali balla doldururuz zaman peteklerimizi. Ne mutlu böyle insanlara.

Bal yapmak maharet ister. Neden bal arısı bal yapabiliyor da eşek arısı yapamıyor? Hatta hazıra konuyor hiç düşündünüz mü? Cevap açık:  Birinin program kodlarında bal üretmek var, diğerinde ise hazıra konmak. Ya da şöyle bakabiliriz. Şekil benzerliği ruh ve muhteva benzerliği anlamına gelmiyor. Aslında bu durum hayatı da özetliyor. Yani siz hangisisiniz ya da hangisi olmak istiyorsunuz? Bal arısı mı eşek arısı mı? Eğer bal arası olmak istiyorsak bal yapmayı öğrenmemiz gerekiyor. İşte bu okumaktan geçiyor. Önce kendimizi bal yapmaya uygun hale getirmeye çalışmalıyız. İyi okumalar.


fizik akademisi


 

ONLİNE KONUKLAR

Şu anda 4 ziyaretçi çevrimiçi
47718
BugünBugün4
DünDün26
Bu HaftaBu Hafta4
Bu AyBu Ay526
All DaysAll Days47718